Aktif Oyuncu : 6 - Aktif Kullanıcı : 13 - Oyun Sayısı : 9.079

Dreamfall: The Longest Journey İncelemeleri

  • » Platform : PC
  • » Türü : Action
  • » Yapımcı : Funcom
  • » Yayıncı : Funcom
  • » Multiplayer : Yok
  • » Çıkış Tarihi : PC

Bundan yaklaşık 5 yıl önce "The Longest Journey" ile tanıştık. Sessiz sedasız piyasaya çıkmıştı. Ülkemizde birçok kaliteli macera oyununda olduğu gibi The Longest Journey`de de çok fazla gürültü kopmadı. Oysa ki birçok hardcore macera oyuncusu için biçilmez bir kaftandı ve büyük beğeni topladı. Açıkçası Syberia ile beraber Lucas oyunları ile başa çıkabilecek tek oyundu dersem abartmış olmam. Tıpkı Lucas, Sierra oyunları ve Syberia gibi The Longest Journey de klasikleşti ve oyun eskise bile hiç unutmayacağımız bir karakteri bize sundu (April Ryan).





Peki, neden bu oyun bu kadar başarılı bir macera oyun idi. Her şeyden önce son yıllarda malesef pek bulamadığımız oldukça yaratıcı bir hikayeye sahipti. Bununla beraber bütün macera öğelerini tam tamına içeriyordu. Ne eksik, ne fazla. Seviyeleri dört dörtlük ayarlanmış gittikçe karmaşık hikaye akışı ile zorlaşan bulmacalar oyun içerisinde hiç ama hiç sırıtmıyordu. Müzikler, grafikler ve olması gerektiği gibi bir arayüzle oyunumuz 5 yıldızı çoktan hak etmişti.

Şimdilerde ise The Longest Journey`in devamı niteliğinde olan Dreamfall`ı beklemekteyiz. Oyunun devamının yapılacağını duyduğumda sevinçten havalara uçmuştum, çünkü, gerçekten günümüzde The Longest Journey kalitesinde macera oyunları bulmak çok zor. Şimdi ise oyun çıktığında oynayıp oynamayacağım bile belli değil. Çünkü "Dreamfall", "The Longest Journey"in çizgisinden çok uzakta olacak. Her şeyden önce oyunumuzun türü artık bir aksiyon/macera. Dikkatinizi çekerim, Macera/Aksiyon ile Aksiyon/Macera türleri farklı türlerdir. Dreamfall`da maalesef aksiyon öğeleri, macera öğelerinden daha fazla yer alacak. Belki türün sevenleri için çok güzel bir oyun olacak ama macera sevenleri oyunun pek tatmin edeceğine edindiğim bilgilere göre inanmıyorum.

Oyunumuz her ne kadar The Longest Journey`in çizgisinden çok uzak olsa da hikaye akışı olarak The Longest Journey`in devamı niteliğinde. Sanıyorum bu oyunu oynayamayanlar Dreamfall`da konuyu anlamakta oldukça zorlanacaklar.

The Longest Journey 23ncü yüzyılda geçmekteydi. Kahramanımız April Ryan, Venice isimli bir şehirde görsel sanatlar okumaktadır ve küçük bir apart yurtta kalmaktadır. April`in en büyük sorunu gördüğü birbirinden ilginç rüyalardır ki April bunların gerçek mi yoksa rüya mı olduğunu anlayamamaktadır. Tabii ki oyun ilerledikçe bu rüyaların aslında gerçek olduğunu fark edecektir. Çok geç olmadan April, evrende Arcadia ve Stark adlarında iki paralel dünya olduğunu fark eder. Bunlardan Stark, bizim ve April`in de içerisinde olduğu endüstrinin ve bilimin ön planda olduğu bir dünya, Arcadia ise sihirin ön planda olduğu bir dünyadır. April, bu iki dünya arasındaki denge ve düzenin yok olmak üzere olduğunu ve bu dengenin korunması için kendisinin seçilmiş kişi olduğunu öğrenecektir (Oyunun sonunda şok bir şekilde bu kavramlar yıkılıyordu hatırlarsanız...).



Evet, oyunumuzun hikayesi bu şekilde idi. Bu hikaye ile Grim Fandango tarzı grafikler ve envanter sistemi ile Sierra`nın Quest serilerine benzeyen oyun arayüzü, birleştiğinde ortaya bir klasik çıkmıştı.

Şimdi gelelim Dreamfall`a. The Longest Journey`in sonu gerçekten şaşırtıcı idi ve bu iki paralel dünyanın gelecekleri henüz belirginleşmemişti. Gerçektende bu iki dünya birleşecek miydi? İşte bu soruların cevabını Dreamfall ile bulacağız. Hatta üçüncü bir dünyaya hazır olun derim ben :)



Dreamfall, The Longest Journey`in hikayesinden 10 yıl sonra 2290 yılında geçmekte. Oyunumuzun kahramanı tıpkı April Ryan gibi, çekici ve güçlü bir bayan karakter olan Zoe Castillo. Zoe, bir biyo-mühendislik öğrencisi fakat hayatında hiçbir şey yolunda gitmemekte. Okulundan atılmış, erkek arkadaşından ayrılmış ve babasının evine Casablanca`ya geri dönmüş. Zoe, bütün bunlardan sonra hayatını nasıl devam ettireceğini düşünürken dünyada ilginç olaylar olmakta. O yıllarda internetin yerini "The Wire" isiminde küresel bir ağ almıştır. Bu ağ, internet, trafik, televizyon vs. gibi her şeyi kapsamaktadır. "The Wire" kusursuz değildir ve ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunların başında "The Static" denilen kavram yer almaktadır. "The Wire" da bir sorun olduğu zaman, bu sorun bir felaket zincirine yol açabilmektedir. Zoe, bunu ilk defa bir otobanda yüzlerce ölümün gerçekleştiği bir dizi trafik kazasıyla fark eder.

Oyunumuzun başında Zoe, komada olacak ve bir flashback ile oyunumuz başlayacak. Bundan birkaç hafta öncesine gideceğiz. Zoe, televizyon seyrederken, birden "The Ring"de olduğu gibi tırsınç, ürkünç bir kız beliriverecek ve Zoe`den yardım isteyecek. Daha sonra Zoe babasıyla konuşup, Casablanca sokaklarında maceraya koyulacak. Bütün bunlar sadece Zoe`nün halusinasyonlarından ibaret değil. Zoe babasıyla ciddi problemler yaşamakta ve en iyi arkadaşının yasal olmayan bazı işlere bulaştığını düşünmekte. Bununla beraber erkek arkadaşının evinde bulunan cesette cabası.

Gelelim grafiklere. Yapımcılar grafikler konusunda oldukça iddialı. Mevcut olan en iyi grafik motorunu kullandıklarını söylüyorlar. Yapımcılar artık Blade-Runner tarzı karanlık ve donuk gelecek grafiklerinin ömrünü doldurduğunu söylüyorlar. Onlar, Casablanca`yı çok daha renkli ve canlı tasarlamışlar. "The Moment of Silence"tan hatırladığımız o ütopik geleceği Dreamfall`da göremeyeceğiz. Oyunumuzda her şey daha insancıl olarak tasarlanmış.

Yapımcılar grafikler kadar, müzikler ve ses efektlerinde de iddialılar. Oyunun bütün soundtrack`i Dolby 7.1 Surround Sistemin avantajlarını kullanacak. Anarchy Online`ın müziklerinde büyük başarı sağlayan Morten Sorlie, İngiliz Leon Willet ile beraber çalışarak oyunun müziklerini hazırlamış.



Şimdi gelelim oyunun başarısında en önemli etken olacak olan, yani belki oyunu zirveye taşıyacak, belki de yerin dibine geçirecek olan arayüz ve oynanabilirliğe. Açıkçası görülen şu ki FunCom ateşle oynuyor. Oyunumuzun ara yüzü artık The Longest Journey`de olduğu gibi klasik bir macera oyunu ara yüzü olan "point & click" bir arayüz değil. Oyunumuzun arayüzü daha çok aksiyon oyunlarından alışa geldiğimiz gibi olacak fakat çok ciddi farklılıklarla. Faremizi kullanarak karakterimizi 3D dünyasında hareket ettireceğiz, bunun için klavyeye kesinlikle ihtiyaç duymayacağız. Faremizin scrollunu kullandığımızda bulunduğumuz ortamda karakterimizin etkileşebileceği nesneler belirecek. Böyle durumda ise karakterimizin sadece iki seçeneği olacak: incelemek veya kullanmak. Bu tabii ki tek bir klik ile mümkün olacak. Arayüz oldukça basit ve kullanışlı görünüyor şimdilik değil mi? Bakalım bu basit arayüz grafik geçişlerinde ne kadar başarılı olacak?

Dreamfall`da ana kahramanımız tabii ki Zoe fakat oyun boyunca farklı karakterleri de oynama imkanı bulabileceğiz. Hazır olun, bunların arasında April Ryan da var. Oynayacağımız üçüncü karakter ise Kian. Kian hakkında maalesef henüz yeterli bilgi edinemedim.


Daha önce de bahsettiğim gibi oyunumuzda macera öğelerinin aksine aksiyon öğeleri ağırlıkta olacak. Bu aksiyon öğelerinin içerisinde en önemli yeri ise tabii ki kavga/dövüş vs. tutmakta. İyi midir, kötü müdür bilemem, bu tarz aksiyon bölümleri oyunda opsiyonel olarak bulunmakta. Yani oyuncu isterse kavga edecek istemezse etmeyecek. Bu tabii ki oynadığımız karaktere göre de değişecek. Örneğin Zoe, üniversite hayatı boyunca basit seviyede kendini koruma sanatları dersleri almış. O yüzden kendini koruyabilecek kadar güçlü fakat kavga etmeyi pek tercih etmeyecek bir kişiliğe sahip. Diğer taraftan April ise kavga etmek yerine daha çok sinsice sızmayı tercih eden bir karakter fakat Zoe`dan daha güçlü. Kian ise tam anlamıyla bir savaşçı. En fazla kaba kuvveti Kian ile kullanacağız. Aynı zamanda oyun boyunca karakterlerimiz kendilerini geliştirecekler ve daha iyi kavga edebilecekler. Tabii ki klasik aksiyon oyunlarında ki gibi bir sürü combo ve tuş kombinasyonu beklemeyin Dreamfall`da.



Oyun her ne kadar doğrusal bir hikaye akışına sahip olsa da karakterlerimizle oyun boyunca birçok seçim yapmak zorunda kalacağız ve oyunun gidişatı buna göre biraz değişecek. Fakat her halükarda ulaşacağımız yer ve son aynı olacak. Yani, oyunumuz farklı sonlara ve birbirinden tamamıyla ayrılmış hikaye akışlarına sahip değil. Bu farklılıklar genelde yapılan basit seçimler ve diyaloglarla oluşacak. Yapımcılar oyuncuyu bir sürü bulmaca ile zorlamak yerine aksiyon öğeleri koymayı uygun bulduklarını söylüyorlar. Ben de içimden iyi halt ettiniz diyorum başka da bir şey demiyorum. Yapımcılar her ne kadar oyunda çok fazla aksiyon öğelerine yer verseler de oyuncuyu çok fazla zorlamak istemediklerini ve bu yüzden oyunun her noktada kayıt edilebileceği gibi otomatik kayıt noktalarının da olacağını söylüyorlar. Bütün bunların yanı sıra birde kahramanımızın cep telefonu loglar tutarak bize yardımcı olacak. Görünen o ki oyunumuz aksiyon ile macera arasında sıkışıp kalacak. Benim kişisel görüşüm ne aksiyon severler, ne de macera severler bu oyundan hoşnut olmayacaklardır. Kimler beğenecek artık bilmiyorum :)



Sonuç yorumlarını yapacak olursak, Dreamfall hala yaratıcı ve etkileyici bir konuya sahip (Nitekim, oyun bu konuda The Longest Journey`in tahtını kullanıyor). Grafik ve seslerin ortalamanın çok üzerinde olacağı kesin gibi gözüküyor. Bununla beraber oyuna oldukça ön yargılı yaklaşıyorum ve son yıllarda Syberia ile beraber adını klasiklerin arasına yazdırmış bir oyun olan The Longest Journey`in devamı niteliğinde bir oyunun gene saf macera oyunu olması gerektiğini düşünüyorum.

2005`in son çeyreğinde göreceğiz bakalım güzelim macera oyununu ne hale getirecekler!


Tüm Hakları Saklıdır. © 2008-2014 OyunLife.com