Aktif Oyuncu:641 | üye:3 - Oyun Sayısı :4936 - Bugün Oynanma:15227 - Üye Sayısı:39277
 
Kullanıcı : Şifre :
Beni Hatırla  -  Şifremi Unuttum  -  Yeni Üye
OYUNLAR | Prey | Oyun İncelemesi
 
           8,1
Arkadaşına Gönder
Yazıcıya Gönder
Yorum Ekle
 GRAFİK
           100
 
 SES
          99
 
 OYNANABİLİRLİK
           94
 
 SENARYO
           100
 
 ORJİNALLİK
           97
 
 GENEL
           98
 
Prey İncelemesi

        
Yazar : GoKhAn | Tarih : 27 Haziran 2007 Çarşamba 04:31:03 | Okunma : 1018

Şu sıcak yaz mevsiminin oyun konusunda en kurak geçen ayında Prey`in daha fazla geciktirme yapmadan piyasaya çıkması en çok biz FPS severleri mutlu etmiştir herhalde. Benim için de en sonunda çölde su bulmak kadar hayati olan Prey’i ortalama sekiz yıllık bir bekletme sürecinin ardından böyle hayırlı bir zamanda monitörlerimizde döndürdükleri için yapımcılara ayrıca teşekkür ediyorum. (TrGamer Seyahat ile zamanda yolculuk yapıp 8 yıl gerisine buradan gidebilirsiniz - Olcay) Önceleri Duke Nukem Forever`la aynı kaderi paylaşacağına dair yorumlar yapılan, daha piyasaya sürülmeden fiyasko damgası yiyerek rafa kaldıran Prey`in 2004 yılındaki yakışıklı "döndüm!" haberlerinden sonra pek fazla bir değişikliğe uğramadığını görüyoruz. Vaat edilen her şey eksiksiz yerine getirilmiş diyebiliriz. Öyle ki geçen senenin FPS tahtının varisleri daha şimdiden yavaş yavaş belli olmaya başladı gibi. Prey klasik olamasa da 7–8 saatlik oyun süresinin sonunda bir FPS oyunundan beklediğiniz her şeyi almış oluyorsunuz. İşin içine çoklu oynanışı da ekleyince... Neyse giriş için bu kadar lakırdı yeter. Artık sanırım incelemeye geçebiliriz.

Alien Hunter
Steven Speilberg`ün "Üçüncü Türden Yakınlaşmalar" filminden sonra iyice popüler bir olay haline gelen "uzaylılar tarafından kaçırılan insanlar" klişesi Prey`de de senaryo için esas alınmış. Tam anlamıyla bir "Dünyayı Kurtaran Adam" macerası haline gelen oyunumuz neyse ki karakterlerin derinliğiyle bu klişeden biraz sıyrılabiliyor. Uzaya gidip dünyayı kurtarmayan bir Kızılderililer kalmıştı, Tommy sayesinde onların da kuruntu sandıkları şey gerçek olmuş oldu, dersem sanırım bütün oyunu özetlemiş olurum. New Game dedikten sonra esas oğlanımızı kirli bir tuvalette hayatının muhakemesini yaparken buluyoruz. Aynada gördüğümüz yansımasına göre tam bir süper kahraman tipine sahip olan Tommy`nin kendiyle konuşmasından ve çelişkili ruh halinden ileride dünyayı kurtarabilecek nitelikte özelliklere sahip olduğunu anlıyoruz. Biraz sonra Tommy`nin büyük babasıyla karşılaşıyor ve hikâyedeki tamamlayıcı unsur olması nedeniyle "yaşlı ve bilge olgun insan" sıfatıyla kendisinden öğüt dinliyoruz. Daha sonra adamımızın zevcesi Jen ile tanışıyoruz ve oyun ufaktan start almaya başlıyor. "Barda olay çıktı", "durun artık", "ne yaptın sen! Öldürdün onları!", "Bu yeşil ışıkta ne" falan derken birden kendimizi uzay gemisinde bulup, Jen nereye ben oraya mantığıyla bilimkurgu dünyasına adım atmış oluyoruz.

Jen ne kadar çirkinsin
Yapımına tekrar başlandıktan sonra belirtildiği gibi Doom3 motorunu kullanıyor Prey. Geçtiği evren ve konu itibariyle yapımcıların bu seçiminin hayli yerinde bir karar olduğunu düşünebiliriz. Özellikle kapalı mekân grafikleriyle ön plana çıkan motorun Prey için biçilmiş kaftan olduğunu görmek zor değil. Grafik savaşları silsilesini gerçek anlamda başlatan oyunun FarCry olduğunu kabul edersek ondan sonra piyasaya çıkan Doom3 ve Half-Life 2 gibi oyunların artık bu "grafik" olayını devlerin savaşı haline getirdiğini hatırlarsınız. Grafiksel anlamda takdir kazandıktan sonra firmaların motorlarını paylaşıma sunması diğer yapımcılar için çok harika fırsatlar yaratıyor şüphesiz. Bu tür fırsatlardan yararlanma konusuna geldiğimizde ise Prey`in gerçekten çok güzel bir örnek teşkil ettiğini görüyoruz. Daha önce Valve`in Source motorunun da birçok oyuna uyarlandığına ve gayet başarılı olunduğuna şahit olmuştuk. Bu tarihten sonra piyasaya çıkacak olan yapımları saymazsak Doom motorunun bu ikinci çıkarması bakalım gönülleri tekrar fethedebilmiş mi... Sevaplarıyla günahlarıyla her şeyiyle bir kenara bıraktığımız Prey, 2004 yılında yaşadığımız tecrübeyi tazeleyen Quake 4`ten sonra neleri sahiden "yeni nesle" taşımayı başarabilmiş, bence asıl sorulması gereken soru bu olmalı...


Doom motorunun önceleri bir numara gösterilen ama daha sonra eleştiri yağmuruna tutulan mekân ve çevre grafiklerinin, sanki "madem öyle işte böyle" dermişçesine şaşalı tasarlandığını görüyoruz Prey için. Oyunun demosunu oynadığım ilk zamanlarda bana tamamen aksini düşündüren bu kısım, asıl versiyonda bölümleri geride bıraktıkça serpilmeye başlıyor. Hatırlarsınız Doom3`ün gayet detaylı ve göz kamaştırıcı olan çevre grafikleri sürekli kendilerini tekrarlamaları nedeniyle az evvel dediğim gibi olumsuz eleştirilere de maruz kalmıştı. Quake 4`te bu durumun büyük ölçüde önüne geçilmiş, oyuna üs dışında geçen bölümler eklenerek motorun kapalı mekânlarda olduğu kadar açık mekânlarda da neler yapabileceği ispatlanmıştı. Prey`in açık mekânlarda geçen bölümleri Quake 4`e nazaran daha az olsa da sanırım bu konuda alınabilecek kalite en had safhaya gelmiş. Özellikle iç mekânlarda ve objelerde oyunun muhteşem olduğu açıkça görülüyor. Konu dokularla ve Anti-Alliasing ile şov yapmaya geldiğinde ise Prey`in eline kimse su dökemez herhalde. Ama gerçekçilik ne âlemde derseniz; şahsen hayatımda bu kadar parlayan kapılar görmemiştim. Çikolata ambalajı gibi duruyorlar.

Doom motorunun 2004 yılından beri üzerinde ses getirecek yenilik yapılmayan kısımlarının en başında yer alan efektler için maalesef pek heyecanlı şeyler söyleyemeyeceğim. Hemen hemen bütünüyle gece geçen bir serüven olmasına rağmen (uzaydayız normal) artık "HDR`si olmayan oyuna kız verilmez" politikası içine giren firmalara nasıl gövde gösterisi yapacak Prey bilemiyorum. Sanırım motordaki asıl devrimi görebilmek için halen daha Enemy Territory: Quake Wars`ı beklememiz lazım. Onun dışında dikkatimizi çeken grafiksel yeniliklerin başında geliştirilen gölge animasyonları geliyor. Artık ışığın geldiği yöne doğru daha iyi tepki veren gölgeler belirdikleri zaman insanı tedirgin edebiliyorlar. Ancak oyun boyunca ağzımızı açık bırakacak bir patlama efekti ya da alev animasyonuyla ne yazık ki karşılaşmıyoruz. Ama özellikle küçük gezegen parçacıklarının üzerinde yürüdüğümüz sahnelerde yerçekiminin etkisiyle ve üzerinde bulunduğumuz nesnenin yuvarlak olması sebebiyle büyüyüp küçülen objeler görmek, aynı zamanda az evvel yanımızda olan bir iskelenin artık baş aşağı duruyor olması falan basit ama oynayışı sahiden "cool" yapan ayrıntılar.

Prey`i oynadığım süre içerisinde beni en çok mutlu eden kısım herhalde bu sefer tam anlamıyla "ustalıkla" yapılan optimizasyon yani ince ayar kısmı olmuştur. Doom3`ü sistem canavarı ilan ettikten sonra performans ve grafik yükü konularını kıyasladığımızda bize daha merhametli bir oynayış sunarak gönüllere su serpen Quake 4 için söylediğim bütün güzel sözleri geri alıyorum. Çünkü Prey optimizasyon konusunda bu sözleri daha fazla hak ediyor. Quake 4`te performans kaybı yaşamamak için mahrum kaldığımız opsiyonları Prey`de rahatça açabildiğimizi görmek cidden müthiş bir şey. Açabildiğim kadar açtığım grafik menüsünden sonra herhangi bir atlama veya ciddi bir yavaşlama ile karşı karşıya kalmadan oyunun sonunu getirebilmemi sağladıkları için programcılara ayrıca teşekkür ediyorum. Ama yazının başından beri anlatmak için heves ettiğim, özellikle sona bıraktığım ve grafiklerden yarım not kırmama sebep olan karakter modellemelerine geçelim. Ben bu konuyu kısaca utanç kaynağı olarak değerlendiriyorum. Gayet köşeli ve çelimsiz olan karakter modellemelerine verilen full Anti-Alliasing, doku ve efektin maalesef hiçbir şeyi perdeleyemediğini görüyoruz. İster ana karakterler, isterse düşmanlar (düşmanlar biraz daha yakışıklı) olsun oturduklarında, çömeldiklerinde ya da kollarını kıvırdıklarında bütün üçgenliklerini göz önüne seriyorlar. Bu fikrime katılmıyorsanız Tommy`nin bazı boyut kapılarından geçerken ekrana yansıyan görüntüsünü ve bir karede şişe geçirilen küçük çocuğu dikkatli inceleyin, haklı olduğumu göreceksiniz. Veya hiç uğraşmanıza gerek yok. Özellikle fikrimi ispatlamak için aldığım iki ekran görüntüsüne bakabilirsiniz.

Bütün söylediklerimi bir araya getirip bir topyekûn oluşturduğumuzda 4,5 gibi bir grafik notunun Prey`e uygun olacağını düşünüyorum. Aslında modelleme sorununu fark ettiğinizde ne kadar torpil geçtiğimi anlayacaksınız. Ayrıca Jen çok çirkin, sadece o yüzden bile yarım not kırılabilir.

Bu karakter modellemeleri sorununun en çok olumsuz etki ettiği kısımların başında animasyonlar geliyor tartışmasız. Aslında gayet kaliteli olan animasyonların böyle gölgede kalması üzücü. Silah animasyonlarından tutun da, düşmanların hareketlerine kadar her şey yeteri kadar şık tasarlanmış. Uzaylı yaratıkların kurşundan kaçarken sağa sola atlamaları veya cinnet geçiren insanların rahatsız tavırları ekrana etkileyici yansıtılmış. Ama yakından inceleyebildiğimiz karelerde yan karakterlerin çömelme vs. eylemleri köşeli eklemlere sahip oldukları için güzel bir görüntü sergilemiyor. Arka planda iyi bir hareket mekanizmasına sahip olan karakterlerin böyle etkilenmemesi lazımdı. Kısacası bazı problemlerle karşılaşılsa da oyunun animasyon kısmı yeteri kadar iyi. Karakterimizin nesnelerle etkileşime girerken yaptığı el hareketleri de diğer oyunlara göre daha fazla ve ayrıntılı.

Bir boşluk yukarıda söylediğim "etkileşime girdiğimiz nesneler" konusuyla doğrudan ilgili olan fiziklerden biraz bahsedelim. Okunmak için gayet sıkıcı duruyor ben de kabul ediyorum. Ama artık kart oyunlarında bile yakında kullanılmaya başlanacak olan bu bölümü hele bir FPS oyununun incelemesinde pas geçmek yakışıklı olmazdı. Doom3 piyasaya sürülmeden önce yapımcıların hayli iddialı olduğu hatta oyunun kutusuna "gerçek dünya fizikleri" yazacak kadar ortaya koydukları sonuçtan emin bir şekildeyken sadece ufak kutuları devirebildiğimiz, hafif tümsek ve rampa olan noktalarda vurup havaya uzandırabildiğimiz yaratıkların olduğu bir fizik motoruyla tanıştırdıkları için biraz darılmıştık kendilerine. Grafik motoruyla alakası var mı bilmiyorum ama Prey`in de fizikleri gerçekten Doom fiziklerini hatırlatıyor. Ona göre bir değerlendirme yaparsak; etki edebildiğimiz objelerin sayısı arttırılmış. Yere çarptıktan sonra etrafa savrulmaları vs. fena değil. Ama bir patlayan top sürükleme olayı var ki, tam bir facia. En ufak bir çıkıntıda bizi acayip uğraştıran bu nesnenin oyunda önemli bir yeri olması gerçekten çok sıkıcı. Fizikler için eşittir dersek vasatı aşamadıkları sonucunu buluyoruz. 

Prey bir bilimkurgu serüveni olmasına rağmen oyun boyunca hiç ara sinematik falan izlemiyoruz. Yani oyunda kısaca video bulunmuyor. Onun yerine HL serisinden alışık olduğumuz çeşitli script olaylar bu açığı kapatıyor. Bu script sahneler ciddi anlamda monotonluğu kırabiliyorlar. Kendinizi tamamen oyuna kaptırmış düz bir mantıkta ilerlerken birden değişen ortamlar, yüzümüze kapanan kapılar falan insanın kendine gelmesini sağlıyor. Ne yalan söyleyeyim şimdiye kadar incelediğim oyunlarda video olmamasını eksi olarak görmüş, en azından script sahneler gibi farklı çözümlerle bu eksiklik giderilmişse geçer not vermeye yanaşmıştım. Ama şimdilerde bu alışkanlığım yavaş yavaş değişiyor gibi. Prey`deki script sahneler oyunun içerisinde sivrilip dikkat çekecek kadar iyi yapılmışlar. Bölümler arasında ara videolar olsaydı belki konunun bütünlüğü bu kadar sağlanamazdı. Yapımcılar böyle yaparak bir kez daha doğru bir karar almışlar. Ancak oyunun sonundaki diyaloglarla bezeli müdahale edilemeyen sahneyi saymıyoruz tabii ki. Sonuçta o bir istisna.

Madem tıpkı dünyayı kurtaran adam, nerede Lucas filminden araklanmış müzikler?
Sesiz kahramanlar tanımaya alıştığımız son dönem First Person Shooter oyunlarının yanında çok harika seslendirilmiş ana karakteriyle Prey, kendini diğerlerinden ayırıyor. Kahramanımız Tommy, "sessiz ve derinden" olarak çizilen ana karakter imajını gayet geveze ve sürekli yorumlar yapan kişiliğiyle delip geçiyor. Filmlerdeki cesur başkarakter tiplemesine uygun olan ses tonu da jest ve mimiklerine "cuk" oturmuş gibi. "Gibi" diyorum çünkü bazılarımız ince ses rengine sahip olmasını olumuz yönde eleştirebilirler. Aslında tam manasıyla dünyayı kurtaran adam olan Tommy`nin daha kalın bir sesi olabilirdi. Ama şu anki sonuçta kötü değil elbette. Tommy dışında bütün karakterler ve düşmanlar harika seslendirilmişler. Tommy`nin attığı sevinç çığlıkları, düşmanların böğürerek ölmesi vs. göz önüne alındığında dublajlar müthiş. Ses efektleri ise seslendirmeler gibi yeteri kadar iyi. Her şekilde Doom örneğini veriyorum ama Prey`in de silah sesleri Doom`da olduğu gibi dikkat çekici. Bir grafik motoru oyunu bu kadar değiştirip etkisini her alanda hissettirebiliyorsa davranışımı mazur görün.

Müzikler ise yıllardır kahramanlık oyunlarından veya filmlerinden dinlemeye alıştığımız cinsten tınılarla oluşturulmuşlar. Hepsi gayet çeşitli ve oyuncuyu rahatsız etmeyen türden olsalar da, hatırda kalıcılık konusunda bazı sorunları var. Yalnız ana menüde arada bir çalan parçanın böyle bir problemi yok kesinlikle. Western filmlerinden aşina olduğumuz o "Kızılderili" temasını güzel yansıtıyor ekran başındaki bizlere. Boss karşılaşmalarında hızlanan normal bölümlerde alıştıktan sonra varlığı bile hissedilmeyen müzikler hedefledikleri amacı yani script sahnelerle ve seslendirmelerle birleşip çizgiselliği yok etmeyi çok harika kotarıyorlar. Mekân mekân değişen melodilerin seçimi konusunda da yapımcılar gayet titiz davranmışlar, belli oluyor. Şahsen müziklerden memnun kaldım. Tekrar etmemeleri en azından oyuncuya kendilerini alıştırarak tekrar etseler bile bunu belli etmemeleri artı olarak görülebilir. Ayrıca kısa bölümler dinleme fırsatı bulmamıza rağmen lisanslı parçaların gerçekten ayrı bir zevk olduğunu kabul etmek gerek bence. Gayet itinayla seçilen grupları özellikle ilk bölümde dikkatli dinlemenizi öneriyorum. Keşke bu detay tadımlık bırakılmasaydı. Ben müzikleri ve ses yapılandırmasının tümünü de dikkate alarak tam not vermeyi uygun görüyorum. Umarım benle aynı fikirdesinizdir.

Bir elimde Zippo bir elimde machine gun, şair beni kıskanır.
Kontrol kısmını anlatıp anlatmamak benim en başından beri ikilem içerisinde kaldığım bir konu oldu. Normal FPS tabanlı bir tuş yapısı olmasına rağmen kendine has farklılıkları var Prey`in. Bu farklılıklar sayfalar dolusu anlatacak kadar geniş değil ama ben yine de ufak tefek bir şeyler söylemek istiyorum. Temelde prensip olarak normal FPS kontrolleri esas alınmış, tek farklılık "E" tuşu ile astral boyuta geçebilmemiz. Ayrıca ilerleyen bölümlerde araç kullanabildiğimizi de ufak bir not olarak belirteyim. Araç kullanımı konusunda bilmemiz gereken tek şey sağ fare tuşuyla nesneleri çekebiliyor olmamız. Kontrol kısmı özetle bu kadar arkadaşlar. Bir de "F" ile yakabildiğimiz Zippo`muz var. Bana göre bu envanterin oyunun derinliğine hiçbir katkısı yok. Ama yapımcılar işin içine biraz gerçekçilik katmak istediler herhalde. Çünkü bir elde yarı organik yarı mekanik bir teknolojik silah diğer elde Zippo. Ne oldu, karanlıkta kaldım. Saçma geliyor bana. Neyse sonuç olarak oyunun kontrol yapısı konusunda da hiçbir sorun yok.

Sonuca yavaş yavaş yaklaşırken sonradan aklıma gelen yapay zekâ için de birkaç şey söyleyelim. FPS oyunlarında oynanabilirliğin bel kemiği mevzularından biri olan yapay zekânın Prey için de önem teşkil ettiğini düşünüyorum. Zira oyunun FPS olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda yapay zekânın Prey üzerine olan etkisi tartışılmaz. Oyunun genel anlamda yapay zekâsı fena değil. Bu haliyle vasatın biraz üzerinde bir performans sergiliyor yapay zekâ. Açık alanlarda ateş ettiğimiz yönü iyi hesaplayıp sağa sola atlayan uzaylılar fena değil ama ancak bir taraflarını vurduktan sonra bizden haberi olan insan uzaylı karışımı canlıların gayet fena olduğunu belirtmeliyim. Bulundukları biyolojik yapı yüzünden mi böyleler bilmiyorum ama ekranda pek lezzetli bir görüntü sergilemiyorlar. Bizimle birlikte çarpışan yan karakterler olmadığı için sadece düşmanlara göre yapay zekâyı değerlendirmek zorunda kalıyorum. O yüzden de başta da söylediğim gibi yapay zekânın vasatın biraz üzerinde olduğu görülüyor. Arada bir sağa sola atlayan uzaylılar olmasa sadece üzerimize çullanmaktan ibaret olan zekâ için gayet olumsuz şeyler yazabilirdim. Ama geçer not veriyorum.

Baş aşağı Deathmatch! Çok ilginç!

Gelelim Prey`in kendine has noktalarına. Özellikle oynayış tarzındaki ufak tefek yeniliklerden bahsedelim önce. Bu yenilikler (yerçekiminin az olduğu ortamlar gibi) oynayışı zenginleştirmiş. Duvarda yürüdüğümüz bazen baş aşağı yaratıklarla mücadele ettiğimiz yerler belki de oyunun en ilginç kısımlarını oluşturuyor. Ayrıca silah çeşidi çok olmasa da istenileni veriyor zannımca. Asitvari madde püskürten silahtan, 4 farklı atış modu olan silaha kadar hepsi beni oyun boyunca oyalamayı başardı. Diğer bazı oyunların aksine sürekli daha güçlü silahı kullanamayarak hepsine bir şekilde ihtiyaç duyuyoruz. Bir de astral boyutta müdavimi olduğumuz “ruh” okumuz var. Bedenimizi bırakıp ilerlememiz gereken kısımlarda büyük yardımı oluyor kendisinin. Ayrıca şunu da belirteyim; oyunda hiç Game Over yazısını görmüyoruz. Öldüğümüz zaman boyut değiştiriyor ve beden yenileninceye kadar sahip olduğumuz okla etraftaki uçan canlıları vurarak ruh ve sağlık ibrelerini arttırıyoruz. Bu durum öldükten sonra bir önceki load’a geri dön klişesini çok güzel siliyor. Ama oyunun bu şekilde acayip kolaylaştığı da göz ardı edilemez bir gerçek. En azından boss karşılaşmalarında böyle bir şansımız olmasaydı oyun biraz daha zorlaşabilirdi. Ayrıca oyundaki aşırı kolaylık bununla da kalmıyor ve neredeyse her yeni mekânda sağlığımızı yenileyen mor noktalarla karşılaşıyoruz. İstenilen anda save edebilme de buna eklendiğinde hiç zorlaman oyunun sonunu getirebileceğimiz açıkça görülüyor. Ayrıca araç kullanabildiğimizi yazının bir bölümünde söylemiştim. 2 farklı versiyonu bulunan aracımız ilk karşılaştıktan sonra her kontrolü ele alışımızda büyük keyif veriyor. Oyunun sonlarına doğru tanıştığımız ikinci versiyona kadar araç kullanılan bölümlerden şikâyetiniz olmayacağına eminim. Yazının sonuna gelirken çoklu oyuncu modundan da biraz bahsedelim. Deathmatch ve Team Deathmatch olmak üzere 2 farklı mod’u bulunan PreyMultiplayer size keyifli dakikalar yaşatabilir. Hayli eğlenceli tasarlanan mekânlarda baş aşağı Deathmatch oynayabilmenizi sağlayan haritalar kulağa sahiden hoş geliyor. Maksimum sekiz kişiye kadar destek veren Multiplayer`ı DM severlerin kaçırmaması gerektiğini düşünüyorum. Belki Unreal Tournament gibi olamasa da Prey de güzel bir alternatif olabilir. Ama sizi uzun süre oyalayacak bir online oyun arıyorsanız UT`ya devam derim.

Oyunun artılarını tek bir tarafta toplarsak, harikulade çevre ve mekân grafiklerini, çok iyi optimize olmuş oyun motorunu, güzel ses ve ses efektlerinin yanında harika dublajları ve müzikleri artı olarak görebiliriz. İlginç çoklu oyuncu haritalarını da unutmamak lazım. Eksilerini tek paragrafta toplarsak özensiz olan karakter modellemelerini, bir FPS oyunu için yetersiz olan yapay zekâyı, oyunun gayet kolay ve kısa olmasını eksi olarak belirtebiliriz. Ayrıca sadece 2 mod`dan oluşan çoklu oyuncu bazılarımız için yetersiz kalabilir.

Sonuç
Her şeye rağmen yılın en iddialı oyunlarından biri olan Prey, iddiasını gerçekleştirerek gönülleri fethetmeyi başarıyor. İlk başlarda nefret ettiğim ama sonra bitirmeden başından kalkamadığım Prey’in hem tek oyuncu, hem de çok oyuncu versiyonlarının sizi memnun edeceğini garanti edebilirim. Bu senenin en iyi FPS`si seçilebilir mi seçilemez mi bilemiyorum ama sıcak yaz günlerinde evde oturmak için iyi bir neden Prey. Hiç olmazsa "zippo`suyla karanlığı aydınlatan uzaylı avcısı Kızılderili" kategorisi için iyi bir örneğiniz olur. Zaten Dünyayı Kurtaran Adam`ı çok özlememiş miydik? Hepinize iyi oyunlar.

Gönderen : jjj ( Tarih : 11.09.2007 )
acaba güzel mi?
Gönderen : jjj ( Tarih : 11.09.2007 )
acaba güzel mi?
Gönderen : Deniz ( Tarih : 02.09.2007 )
bence çok güzel bi oyun bu... bu oyunun üzerine oyun yok. kimin neden beğenmediğini bilmem ama çoğu kişinin beğendiği belli. zevkler ve renkler tartışılmaz
Gönderen : Harun ( Tarih : 19.06.2007 )
bence süper bi oyun samet arkadaş oynamasını bilmiyo heralde ahmet arkadaşımızın dediği gibi
Gönderen : çelikmakas ( Tarih : 05.05.2007 )
ben berkan bütün oyun hilelerinin kralı var msn adresimden sorabilirsiniz msnm berkan_nurten@hotmail.com
Gönderen : efsane ( Tarih : 26.03.2007 )
çok manyak bir oyun harika
Gönderen : efe ( Tarih : 16.02.2007 )
delimisin sen harika bi oyun bu...
Gönderen : dj_esinti ( Tarih : 31.12.2006 )
bu oyunda counter gibi 5.1 falan yokmu
Gönderen : ols ( Tarih : 18.12.2006 )
bence bu oyunun üstüne oyun yok
Gönderen : MUSTAFA HALİL ( Tarih : 15.12.2006 )
bence süper
Gönderen : ahmet ( Tarih : 14.12.2006 )
ben ce bu oyun mukemmel samet arkadaşımız o zaman oynamayı bilmiyor
Gönderen : samet ( Tarih : 18.10.2006 )
bence kötü tawsiye etmem
Toplam 12 Yorum Yapıldı.
Oyun Künye
Platform: PC
Tür: Action
Multiplayer: Var
Yayıncı:
2K Games
Yapımcı:
Human Head Studios
Çıkış Tarihi:
Temmuz 2006
Screen Shots
 
SON EKLENEN İNCELEMELER
Grand Theft Auto IV
Sudden Strike 3: Arms for Victory
Painkiller: Overdose
Swashbucklers: Blue vs. Grey
Team Fortress 2: Brotherhood of Arms
Fable: The Lost Chapters
Popomundo
Devil May Cry 4
Enemy Territory: Quake Wars
NBA Live 08
EN ÇOK İNCELENEN İNCELEMELER
Pro Evolution Soccer 6 (PES 6)
Grand Theft Auto III (GTA 3)
Need for Speed Carbon
Grand Theft Auto: Vice City Stories
Need for Speed: Underground 2
Grand Theft Auto: Liberty City Stories
Grand Theft Auto: Vice City
Transformers: The Game
Spiderman 3
Grand Theft Auto IV
ANASAYFAM YAP  -  SIK KULLANILANLARA EKLE  -  İLETİŞİM  -  REKLAM  -  WEBMASTER  -  VARMISIN YOKMUSUN
ANASAYFA  -  ONLINE OYUNLAR  -  EN YENİ OYUNLAR  -  OYUN HİLELERİ  -  OYUN İNCELEMELERİ  -  OYUN RESİMLERİ  -  HABERLER  -  ÜYE ÖZEL
+ Tüm Hakları Saklıdır. © 2006 OyunLife.com +